Son Dakika Osmaniye Haberleri, Osmaniye Son Dakika Haberleri, Osmaniye Haber Sitesi

DHA YURT BÜLTENİ – 6

Kadirli'de ıspanak hasadı buruk başladı Türkiye'nin ıspanak ihtiyacını karşılayan bölgelerden biri olan Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, 'zehirli ıspanak' iddiaları nedeniyle hasat buruk sürüyor. Üreticiler, iddiaların sektörü olumsuz etkilediğini, ıspanağın kilosunun tarlada 50 kuruşa kadar düştüğünü söyledi.Kadirli ilçe merkezinden geçen Savrun Çayı'nda yıkanıp, çamurundan arındırılan ıspanaklar, paketlenip Türkiye'nin çeşitli kentlerine gönderiliyor. İlçede 15 bin dönüm arazide ekimi yapılan ıspanağın hasadı sürerken, Turp Üreticileri Birliği Başkanı ve ıspanak üreticisi Soner Topalhan, yıllardır sektörün içinde olduğunu ve ıspanak zehirlenmesi ile ilk defa karşılaştığını söyledi. Yaşanan olay nedeniyle sektörün zor durumda kaldığını anlatan Topalhan, ıspanağın geçmişten günümüze hep sağlığa faydalarıyla anıldığını kaydetti. 'İSTENMEYEN SEBZE OLDU'Kilosu tarlada 50 kuruşa kadar düşen ıspanağın kış aylarının vazgeçilmez sebzesi olduğunu kaydeden Topalhan, 'Faydalarıyla anılan ıspanak, bir anda istenmeyen sebzeye dönüştü. Bu bir hayli üzücü. Ispanak zehirlenmesi vakasını ilk kez duyduk. Organik ıspanak yetiştiriyoruz. Ispanak zehirlenmesi vakaları nedeniyle tüketim yok denecek kadar azaldı. Hal böyle olunca 5- 6 bin dönüm ıspanak tarlası sürülmek zorunda kaldı. Tam bir C vitamini deposu ve insan sağlığının bir numaralı dostu olan ıspanak, tarlalarda kaldı ve tüketim oldukça düştü. Sağlıklı yaşamak istiyorsanız ıspanak tüketin' dedi.Görüntü Dökümü————-Ispanak Üreticisi Soner Topalhan'ın konuşmasıIspanak yıkayan işçilerİşçilerden ve ıspanak havuzundan detaylarSoner Topalhan'ın konuşması Ispanak tarlasından görüntülerHaber-Kamera: Efendi ERKAYIRAN/KADİRLİ,(Osmaniye),==================================Rana'nın gelişmesi için sürekli eğitim gerekli Edirne'de, 2012 yılında, dünyada sadece 4 kişide bulunan mikrodelesyon sendromu (gen kaybı) teşhisi koyulan Rana Tursun (12), kas yapısındaki eksiklik ve zeka geriliği nedeniyle yaşıtları gibi koşup, oynayamıyor. Haftada sadece 2 gün rehabilitasyon eğitimi alan Rana'nın gelişimi için sürekli eğitimin şart olduğunu belirten annesi İklima Tursun, tek isteklerinin daha iyi rehabilitasyon imkanı sağlanarak, kızlarının hayata tutunabilmesi olduğunu söyledi. Edirne'de şirkette çalışan Ünal Tursun ile ev kadını İklima Tursun'un ilk çocukları Rana'ya, 2012 yılında gen kaybı hastalığı teşhisi koyuldu. Dünyada sadece 4 kişide olduğu belirtilen ve tedavisi bulunmayan hastalığı öğrenince önce ne yapacağını bilemeyen aile, Rana'yı özel okula gönderdi. Kas yapısındaki eksiklik ve zeka geriliği nedeniyle yaşıtları gibi koşup, oynamayan Rana için imkanlarını seferber eden aile, özel eğitim sayesinde okuma yazma öğrenmesini sağladı.'ÖNÜMÜZDE ÖRNEKLERİ YOKTU, ÇOK SIKINTI ÇEKTİK'Anne İklima Tursun, Rana'nın 40 günlükken down sendromlu olduğunun düşünüldüğünü; ancak gerçek teşhisin 2012 yılında koyulduğunu söyledi. Rana'ya mikrodelesyon sendromu teşhisi koyulduğunda dünyadaki 5'inci vaka oluğunu belirten anne Tursun, '2012 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hastalığın teşhisi koyuldu. O dönemde dünyada 4 tane bu hastalıktan olduğunu, Rana'nın 5'inci olarak kayıtlara geçtiğini söylediler. Bu yüzden önümüzde örnekleri yoktu. Biz bayağı sıkıntı çektik, ne yapmamız gerektiği konusunda. Okul süreci başladı, anaokuluna gitti, hiçbir zaman yaşıtlarıyla aynı şeyleri yapamadı sonra ilkokul başladı. Hep kaynaştırma öğrencisi olarak girdi ama olmadı. Şu an Adnan Tunca Engelliler Okulu'nda, burası daha iyi oldu Rana için' dedi. 'GELİŞMESİ İÇİN SÜREKLİ EĞİTİM GEREKLİ'Rana'nın gelişmesi için sürekli eğitimin gerekli olduğunu belirten İklima Tursun, 'Bu hastalığın DNA'sında belli gen kayıpları var. Bu da kaslarında, eklemlerinde, zeka oranında gerilik gibi aksaklıklara neden oluyor. Tek başına dışarı çıkamıyor, benimle her yere rahatlıkla gelebiliyor. Hastalığın ilerlemesi gibi bir şey yok. Sadece eğitilebildiği kadar iyi olacak. Rana'nın gelişmesi için sürekli eğitim gerekli' diye konuştu. Rana'nın rehabilitasyon merkezinde haftada sadece 2 saat eğitim aldığını, daha kapsamlı sistemlerin olması gerektiğini kaydeden Tursun, 'Şu anda gittiği rehabilitasyon, devletin karşıladığı; hafta 2 gün 1'er saat. Bu çok yetersiz. Onlara göre çok kapsamlı rehabilitasyon sisteminin olması gerekiyor. Örneğin içinde yüzme havuzunun olduğu, spor salonu, müzik gibi tam kapsamlı rehabilitasyon merkezinde daha fazla vakit geçirebileceği bir merkez olması lazım. Dolayısıyla rehabilitasyonların yetersiz olduğunu düşünüyorum. 25 yaş üzeri okullara alınmıyor, engelsiz yaşam merkezine yönlendiriliyor. Oralar da çok yetersiz bizim için. Onlara daha farklı sistemli merkezler olursa daha iyi olur' dedi.Engelli çocuğu olan ailelerin korkmaması gerektiğini de vurgulayan İklima Tursun, 'Bize Rana'dan sonra çocuk yapmamamız önerildi. Yüzde 50 ihtimalle doğacak çocukların da bu hastalıkla doğma ihtimalleri olabileceği belirtildi. Ama Rana'dan sonra 2 çocuğumuz daha oldu, onlar çok sağlıklı. Şimdi Rana'yla oynuyorlar ve onu çok seviyorlar' diye konuştu. Görüntü Dökümü ————–Rana ve annesinden detay-Rana'nın ders çalışması-Anne Tursun ile röp.-Evden detay-Rana Tursun ile röp.-Rana'nın kardeşleriyle oynaması-Farklı açılardan detay görüntü-Rana, annesi ve kardeşleriyle balkondan el sallamalarıHaber-Kamera: Ali Can ZERAY-Olgay GÜLER/EDİRNE,==========================İki girişimci arkadaş, safran ve salep bitkisi yetiştirdiAntalya'nın Manavgat ilçesinde girişimci arkadaşlar Duran Kara ve Hilmi Taşar, deneme amacıyla yaptıkları safran ve salep bitkisi üretiminde başarılı oldu. Özellikle safranın kalitesine göre kilosunun 45 bin lirayı bulduğunu belirten Duran Kara, 'Burada az bir alana soğanları diktim. Bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum. 10 gün sonra gelip baktığımda safranların çiçek açtığını gördüm' dedi.Yılda yaklaşık 3 milyar dolarlık turizm geliri ve 250 bin yatakla Türkiye'nin en büyük turizm destinasyonu olan Antalya'nın Manavgat ilçesinde, tarım sektöründe yapılan alternatif ürün yetiştirme çalışmaları artarak devam ediyor. Birkaç sene önce ilçede başlayan muz yetiştiriciliği, yeni projelerle birlikte 5 bin 600 dekara çıkarken, arkadaş olan girişimciler Duran Kara ve Hilmi Taşar ise safran ve salep bitkisi üretimini denedi. Yaklaşık 300 metrekare alanda yaptıkları deneme üretiminden olumlu sonuç alan Kara ve Taşar, gelecek yıllarda kalitesine göre kilogram fiyatı 30 bin ile 45 bin lira arasında değişen ve UNESCO tarafından dünya miras listesine alınan safranın Manavgat'ta daha geniş alanda üretileceğine inanıyor.'MANAVGAT BİRÇOK BİTKİNİN YETİŞTİRİLMESİNE MÜSAİT'Manavgat'ta muhasebecilik yapan aynı zamanda kafe tarzı 2 işletmesi bulunan Duran Kara, arkadaşı Hilmi Taşar'la birlikte boş kalan arazilerinde katma değeri yüksek bitkiler üretmek amacıyla araştırma yaptıklarını söyledi. Manavgat'ın iklim ve coğrafi şartlar bakımından birçok bitkinin yetiştirilmesine müsait olduğunu anlatan Duran Kara, son dönemde ilçede alternatif ürün olarak muz yetiştiriciliğinin öne çıktığını, hatta bunun için İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinden yatırımcının Manavgat'a gelerek yatırım yaptığını söyledi.'DENEME AMACIYLA KÜLTÜR SALEP BİTKİSİ SOĞANI DİKTİK'Kendilerinin ise daha çok yüksek yatırım maliyeti istemeyen ve kırsal kesimde herkesin ekimini yapabileceği ürün arayışına girdiklerini anlatan Duran Kara, 'Bunun için kültür salep bitkisi ve safran bitkisini denemek istedik. Geçen yıl önce çok az bir alanda deneme amacıyla 4 ayrı kültür salep bitkisi soğanı diktik. Belki acemiliğimizden, belki de bitkinin toprağı sevmemesinden sadece 2 farklı türünü yetiştirebildik. Bu ürünlerden bire üç, bire dört ürün elde ettik. Diğerleri olmadı. Bu sene o 2 çeşit bitkinin üzerine odaklanıp, daha geniş alanda dikim yaptık. Geçen seneye göre daha verimli oldu, gelecek yıl 1 dönüm ekeceğiz' dedi. Kara, salep bitkisinin doğada yabani olarak yetiştiğini, koparılmasının yasak olduğunu ve 50 bin liraya kadar ceza verilebildiğini aktardı.'10 GÜN SONRA SAFRANLARIN ÇİÇEK AÇTIĞINI GÖRDÜM'Safran bitkisinin çok değerli bir bitki ve katma değerinin çok yüksek olduğunu anlatan Duran Kara, bölgede yetişip, yetişmeyeceğinden tam emin olamadıklarını, bu nedenle uzun süreli araştırma yaptıklarını aktardı. Safranın eskiden Ege, Adana, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yetiştirildiğini, şimdi ise sadece Safranbolu'da, dünyada ise İran, İtalya ve İspanya'da yetiştirildiğini kaydeden Duran Kara, çeşitli zorluklarla 10 kilo kadar safran soğanı bularak diktiğini söyledi. Safran ekilecek toprağın hazırlanmasının uzun sürdüğünü belirten Duran Kara, 'Burada az bir alana soğanları diktim. Ben bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum. 10 gün sonra gelip baktığımda safranların çiçek açtığını gördüm. Hemen fotoğraflarını çekerek, safran yetiştiren arkadaşlarıma gönderdim. Onların bana söylediği, ürünün kaliteli olduğuydu. Bunun çiçeklerini toplayacağız' diye konuştu.KİLOSU 45 BİN LİRAHer iki ürünün de fiyatının çok yüksek olduğunu, özellikle safranın kilogram fiyatının kalitesine göre 30 bin lira ile 45 bin lira arasında değiştiğini anlatan Duran Kara, Manavgat'ta alternatif bir ürün yetiştirmek için bugüne kadar yaptığı çalışmanın sadece deneme yanılma yoluyla olduğunu, safran bitkisinin yetiştiğini gördükten sonra Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi görevlilerinden destek isteyerek, daha profesyonel üretim yapacağını aktardı.SAFRAN NEDİR?Safran (Crocus sativus), sonbaharda çiçek açan, 20-30 santim boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı olan safranın anavatanı güneybatı Asya'dır. Safran bitkisi daha çok İspanya, İtalya ve İran'da yetiştirilir. Türkiye'de ise safran Safranbolu'da üretilmektedir. Yarım kilogram safran 80 bin çiçekten, yani bir futbol sahası büyüklükteki araziden, 20 gün gece gündüz çalışılarak üretilir. Safran, antikarsinojenik (kanser bastırıcı), antimutajenik (mutasyon-önleyici), immün modüle edici ve antioksidan benzeri özellikleri olduğu için kimya sektöründe geniş bir kullanım alanı vardır.Görüntü Dökümü ————-Safran ekimi yapılan bahçeden görüntüDetay görüntüRÖP: Duran Kara (safranla ilgili)Salep bitkisi ekilen alandan görüntüDetayRÖP: Duran KaraDetay görüntülerHABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya), ===============================Hurda araçları yeniden trafiğe çıkarıyor Kütahya'da 40 yıldır oto tamirciliği yapan Mesut Korkmaz (55), hurdaya ayrılmış klasik otomobilleri bağ evinin bahçesinde ilk günkü haline getirerek, yeniden kullanıma sunuyor. Şu ana kadar 40'a yakın klasik araç topladığını anlatan Korkmaz, en büyük hayalinin baba yadigarı Mercedes Pontom marka aracı toplayıp trafikte dolaşmak olduğunu söyledi.Kütahya'da baba mesleği olan tamirciliği 40 yıldır yapan Mesut Korkmaz, merkeze 25 kilometre uzaklıktaki Koçak köyü yakınlarındaki kendilerine ait araziye bahçe kurdu. Korkmaz kazalı, hurdaya ayrılmış eski klasik ve Amerikan araçlarının yedek parçalarını temin edip yeniden toplayarak muayenesinden sonra trafiğe çıkarıyor. Şu ana kadar 40'a yakın klasik araç topladığını anlatan Korkmaz en büyük hayalinin baba yadigarı Mercedes Pontom marka aracı toplayıp ilk günkü haline getirerek trafikte dolaşmak olduğunu söyledi.'KLASİK ARAÇ TUTKUSU ÇOCUKLUĞUMDA BAŞLADI'Klasik araçlara çocukluğundan bu yana merakı olduğunu ifade eden Mesut Korkmaz, '40 yıldır oto tamir mesleğini yapıyorum. Klasik arabalara ilgim çocukluğumda başladı. Çocukluğumdan bu yana klasik arabaları toplarım, boyası, döşemesi ile uğraşır çalıştırır ve sokaklarda gezmeye başlarım. Koçak köyünde bir arazimiz vardı. Buraya bütün arabalarımızı topladık bir kısmı da daha sonra gelecek. Bunları burada depolama amaçlı yerleştirdik. Sırası geleni birer birer dükkanımıza götürüp tamir bakım, temizliğini, kaporta boya döşeme işini yaptıktan sonra çalıştırıp caddelere çıkarıyoruzö dedi.En büyük hayalinin baba yadigarı 1960 model Mercedes Ponton otomobili toplamak ve onunla trafiğe çıkmak olduğunu belirten Korkmaz, 'Onu çalıştırmak en büyük hayalim ve sırada o var. Aşağı yukarı 40 eski arabayı satın alıp topladık ve sokaklara çıkarttık. Yedek parça topluyorum. Amerikan, Alman, İngiliz grubu araçların yedek parçaları var. 1970 ve aşağı tarihli araçların yedek parçaları ve kendileri var. Bugün 1980 model Dallas kamyoneti topluyoruz. Boyasını bitirdik eksikleri var tamamlayıp Tüvtürk'ten muayenesini yaptıracağım ardında trafiğe caddelere çıkartacağımö diye konuştu.Görüntü Dökümü————–Araçların drone görüntüsü-Mesut Korkmaz'ın araç tamiri-Aracı çalıştırması ve kullanması-Araçlardan görüntüler-Mesut Korkmaz ile röp.-Genel görüntülerHaber-Kamera: Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA,-============================ 

Bir önceki yazımız olan Kadirli'de ıspanak hasadı buruk başladı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir